Ender Merter | Hakkında
Geçmişi yaşatan;
gençlere, yol açan

ENDER MERTER

Mor Cepken’in içinden

Sizin en sevdiğiniz renk nedir? En sevdiğiniz rengin anlamını bilir misiniz? En sevdiğim değil ama çok anlamlı bir renkten bahsetmek istiyorum size. En kısa dalga boylu, elektromanyetik tayfta daha çok maviye yakın olan, mavi ve kırmızı karışımından doğan renge verilen isim olarak; mor… Bu renk, zenginliği, asilliği, kendine güvenmeyi ve ihtişamı temsil etmekle birlikte ayrıca kadını simgeleyen bir renk olarak da kullanılmakta, bazı inanışlar açısından da ruhsal anlamlar taşımaktadır.

İmparatorların ve olağanüstü güçleri olduğu inanılan din adamlarının rengi olduğu; gücü, yüceliği ve lüksü temsil ettiği ifade edilmektedir. Spektrumun 7. ve son rengi olarak genellikle farklılık ve bireyselliği yansıtmaktadır. Mor rengin kullanılması mistik bir yücelik ve metafiziki güçleri temsil etmektedir. Nevrotik duyguları ön plana çıkarır ve saray mensuplarının morla bezendikleri ifade edilmektedir.

Sakinleştirici ve dinlendirici yönü alçak gönüllülük ile bütünleştirilmekte, olumsuz yönlerininse unutkanlık ve sabırsızlık olduğu belirtilmektedir. Yaratıcı ve ruhsal özellikler taşıdığından ilahi ve sanatın rengidir aynı zamanda. Bu rengi seven karakterler genellikle ruhsal dünyası ön planda olan ağır başlı kişilerdir. Açık tonları ilham ve güven verici iken, koyu tonlarda insandaki adalet duygusunu kabartmaktadır. Tarihte ise en üst düzey kilise mensuplarının bu rengi kullanmasına Bizans’ta izin veriliyordu. Roma İmparatorluğu’nun döneminde ise Suriye’nin Sur kenti mor üretimi ile ünlüydü.

Eski zamanlara birçok şeyin zor olduğu gibi Antik Çağ’da mor renk elde etmek de oldukça zormuş. Murex isimli deniz böceğinden elde edilen bu rengin bir litresine ulaşabilmek için 8.000 Murex canlısına ihtiyaç duyulurmuş ve tam rengi yakalamak için özellikle Fenike bölgesindeki denizlerden çıkarılan Murexlere ihtiyaç duyulurmuş. Kolay solmaması ve ışıkta parlaması nedeniyle de bu dönemde mor rengin asaleti simgelediği kabul edilmiştir.

Mesela “Porfirogenneto” kelimesini hiç duymuş muydunuz? Porfiro; mermer anlamına gelmektedir ve Porfirogenneto mermer odada doğan demektir. Porfirogenneto ise sadece haneden üyelerinin kullanımına açık olan mermer bir odada haneden kadınları doğum yaptıkları odaya verilen isimdir. Bizans’tan sonra Roma İmparatorluğu’nun rengi de bir süre mor olmuş ancak daha sonra kırmızı kullanılmaya başlanmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından morun kullanıldığı dönemlerde ise yalnızca haneden üyeleri mor giyebilmekteydiler. Günümüzde San Vitale Kilisesi’nde bulunan Doğu Roma İmparatoru Justinian’ın mozaik portresinde de pelerininin mor renkte olduğu görülmektedir. Roma İmparatorluğu’na Bizans’tan miras kalan hanedan rengi olan mor daha sonraki dönemlerde ise kırmızı olarak değiştirilmiştir.

Mistik anlamlarına bakıldığında ise mor rengin en çok İsa ve Meryem tasvirlerinde kullanıldığı görülmektedir. Adem’in Havva’dan önceki eşi olduğu belirtilen bir Lilith; Musevilik ve Hristiyanlık’ta önemli bir yeri bulunmaktadır. Adem’in ilk eşi olarak Tanrı tarafından Adem ile aynı anda çamurdan yaratılan Lilith’in cilt renginin mor olduğu ve mor renk elbise giyindiği ileri sürülmektedir.

Mor renk uzunca bir dönem kadınla da özdeşleştirilmiştir. Bunun birbirinden farklı sebepleri bulunmaktadır. İlk olarak yaratılan ilk kadın olarak Lilith’in cilt renginin mor olması başlıca sebeplerdendir. İkinci bir neden ise zıtlıkların birleşme noktası ve eşitliktir. Psikanaliz uzmanı Igrid Redel’e göre ise insan psikolojisinin altında hala varlığını koruyan bir simge yatıyordur. Yunan mitolojisine göre Hermafrodit’in yarısı erkek yarısı ise kadındır. Hırçın erkeği simgeleyen kırmızı ve sakin kadının rengi olan mavinin birleşiminden olan renk mora tekabül etmektedir ve Hermafrodit’in rengi mordur. Ne soğuk ne sıcak, ne erkeksi ne de kadınsıdır… Kraliçe Victoria’nın kızının düğününde mor renkli bir elbise giyinmesi ve Fransız Kraliçe Eugenie’nin bir gardırop dolusu mor renkli elbise siparişi vermesi de bu dönemde kadınlar arasında mor renge duyulan ilgiliyi arttırmıştır. Mor renk arafta kalmıştır ve bu nedenle ortak renk erotik çekiciliğe duyulan özlemi dile getirmektedir. Bu nedenle mor renk kadın eylemlerinde tercih edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.

Mor rengin simgesi olduğu modern kadın hareketlerinin ilk dalgası kadınların oy sahibi olma ve eğitim hakkı elde etmesi gibi temel siyasi ve sivil hakları için yeni bir ahlak prensibine sahip bir toplum anlayışı çerçevesinde ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılda Osmanlı Devleti siyasal, sosyal, ekonomik ve düşünsel anlamda bir değişime uğramış ve bu değişimden Osmanlı kadını da etkilenmiştir. Özellikle II. Meşrutiyet döneminde kadınlar, toplumsal yaşamlarıyla ilgili birtakım taleplerde bulunmaya başlamışlardır. Bu dönemde kadınlar için dergi ve gazeteler çıkarılmaya başlanmış, bu yayınlarda kadın mektuplarına yer verilmiş ve birçok kadınsal sorunlar gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Bu yayınların ilki ise Arife Hanım önderliğindeki Şukufezar dergisiydi. Kadın sorunları basında yer almaya başladıkça, kadın hareketinin de bilinirliği arttı ve bu konular konuşulmaya başlandı. Osmanlı Devleti’nde belirtilen sorunlar modern Türkiye’nin çözmesi gereken konular haline gelmişti. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte de Türkiye kadın hareketlerine cevap veren öncü ülkelerden biri haline geldi. Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri çerçevesinden Türk kadınına 5 Aralık 1934 yılında verilen seçme ve seçilme hakkı cumhuriyetle birlikte kadına tanınan resmi haklardan biri olmuş ve bu uygulama birçok Avrupa ülkesinden önce Türkiye’de uygulanmıştır.

Göçebe bir yaşam tarzı benimseyen Türklerin Yörük kadınları vardır birde; yaşlanıp iyice deneyim kazanınca adı Kezbence olan. Oymağın bilge kişisi, akıl danışılanı olur artık. Göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanınan yüce bir haktır mor cepken. Erkeklerin ise korkulu rüyasıdır. "Mor Cepken", Karacaoğlan türkülerinde geçer ve günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinmektedir. Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce "Mor Cepken" konurmuş. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde,